Şirketten olan ticari alacak nasıl tahsil edilir?
Ticari ilişkilerde mal teslim edilmiş, hizmet sunulmuş veya sözleşmeden doğan başka bir yükümlülük yerine getirilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmaması sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir.
Bir şirketten olan ticari alacağın tahsilinde izlenecek yol; alacağın dayanağına, mevcut belgelere, borçlunun itiraz ihtimaline ve şirketin malvarlığı durumuna göre değişebilir.
Bu nedenle doğrudan dava veya icra takibine geçmeden önce alacağın ispat durumu ve tahsil kabiliyeti birlikte değerlendirilmelidir.
Ticari alacak nedir?
Şirketler ve tacirler arasındaki mal satışı, hizmet, üretim, taşıma, distribütörlük, danışmanlık, kira veya benzeri ticari ilişkilerden doğan para alacakları genel olarak ticari alacak kapsamında değerlendirilebilir.
Alacağın kaynağı yalnızca yazılı bir sözleşme olmak zorunda değildir. Fatura, sipariş, teslim belgesi, e-posta yazışması, cari hesap kaydı veya tarafların fiilî uygulamaları da ilişkinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Ödenmeyen ticari alacakta ilk olarak ne yapılmalı?
İlk aşamada borcun dayanağı ve vadesi belirlenmelidir. Bunun için taraflar arasındaki sözleşme, faturalar, siparişler, teslim belgeleri ve yazışmalar birlikte incelenmelidir.
Özellikle şu hususların açıklığa kavuşturulması önemlidir:
- Alacağın miktarı
- Alacağın hangi işlemden doğduğu
- Ödeme vadesi
- Borçlunun daha önce ödeme veya borç kabulü yapıp yapmadığı
- Taraflar arasında yetki veya tahkim şartı bulunup bulunmadığı
- Borcun tamamının mı yoksa bir kısmının mı tartışmalı olduğu
Borçlu şirkete ihtar göndermek gerekir mi?
Her uyuşmazlıkta ihtar zorunlu değildir. Ancak borçlunun temerrüdü, ödeme için son süre verilmesi veya ileride yapılacak hukuki işlemler bakımından yazılı bir bildirim faydalı olabilir.
Özellikle taraflar arasındaki ilişki devam ediyorsa veya borçlu ödeme yapacağını ancak sürekli ertelediğini bildiriyorsa, ödeme talebinin açık şekilde yazılı hale getirilmesi önem taşıyabilir.
İhtarın içeriği ve hangi yöntemle gönderileceği somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Ticari alacak için icra takibi başlatılabilir mi?
Para alacaklarının tahsilinde icra takibi önemli seçeneklerden biridir. Uygun koşullarda borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatılabilir.
Takip sonrasında borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlunun süresi içinde itiraz etmemesi halinde takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir.
Ancak borçlu takibe itiraz ederse, alacağın niteliğine ve mevcut belgelere göre itirazın kaldırılması, itirazın iptali veya başka bir dava yolunun değerlendirilmesi gerekebilir.
Borçlu şirket icra takibine itiraz ederse ne olur?
Borçlunun itirazı, ilamsız icra takibinin durmasına yol açabilir. Bu durumda alacaklı şirketin takip işlemine devam edebilmesi için hukuki yollardan birine başvurması gerekebilir.
Hangi yolun uygun olduğu, alacağın dayandığı belgenin niteliği ve uyuşmazlığın özelliklerine göre belirlenir.
Bu aşamada özellikle sözleşme, fatura, teslim belgeleri, ticari defterler, yazışmalar ve borcun kabul edildiğini gösteren kayıtlar önem taşıyabilir.
Doğrudan dava açılabilir mi?
Evet. Alacağın veya sözleşmeden doğan başka bir talebin niteliğine göre doğrudan dava açılması mümkün olabilir.
Özellikle borçlunun borcu kabul etmediği, mal veya hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiği, sözleşmenin yorumlanması gerektiği veya taraflar arasında karşılıklı talepler bulunduğu durumlarda dava yolu gündeme gelebilir.
Ticari davalarda dava şartı arabuluculuk gibi dava öncesinde yerine getirilmesi gereken usul işlemleri bulunabileceği için sürecin doğru sırayla yürütülmesi önemlidir.
Ticari alacakta arabuluculuk zorunlu mudur?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bazı ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekebilir.
Arabuluculuk süreci yalnızca zorunlu bir usul aşaması olarak görülmemelidir. Özellikle borçlunun ödeme iradesi bulunuyorsa taksit, ödeme takvimi veya başka bir ticari çözüm üzerinde anlaşma sağlanması mümkün olabilir.
Ancak anlaşma yapılırken ödeme vadeleri, teminatlar ve ödeme yapılmaması halinde doğacak sonuçların açık biçimde düzenlenmesi önemlidir.
Ticari alacağın ispatı için hangi belgeler önemlidir?
Bir ticari alacağın ispatında tek bir belge yerine ticari ilişkinin tamamını gösteren delillerin birlikte değerlendirilmesi çoğu zaman daha sağlıklıdır.
- Taraflar arasındaki sözleşme
- Faturalar
- Sipariş ve teklif belgeleri
- İrsaliye ve teslim tutanakları
- Banka dekontları
- Cari hesap kayıtları
- E-posta yazışmaları
- WhatsApp veya diğer mesajlaşma kayıtları
- Borç kabulü veya ödeme taahhüdü içeren yazışmalar
- Ticari defter ve kayıtlar
Belgelerin niteliği, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olup olmadığı ve uyuşmazlığın hangi kısmını ispatladığı ayrıca değerlendirilmelidir.
İmzalı sözleşme yoksa ticari alacak tahsil edilebilir mi?
İmzalı bir sözleşmenin bulunmaması, tek başına alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez.
Taraflar arasındaki ticari ilişki; faturalar, ödeme kayıtları, teslim belgeleri, e-postalar, mesajlar ve tarafların davranışlarıyla da ortaya konulabilir.
Ancak ispat imkânı ve hangi hukuki yolun daha uygun olduğu mevcut belgelerin içeriğine göre değişecektir.
Borçlu şirket ödeme yapacağını söylediyse bu önemli midir?
Borçlu şirketin borcu kabul eden veya ödeme için süre isteyen yazışmaları, uyuşmazlığın ispatı bakımından önemli olabilir.
Örneğin “ödemeyi gelecek hafta yapacağız”, “borcun şu kısmını bu ay göndereceğiz” veya belirli bir bakiyeyi teyit eden açıklamalar somut olayda dikkate alınabilir.
Bununla birlikte her yazışmanın hukuken borç ikrarı oluşturduğu varsayılmamalıdır. Mesajın bütün içeriği ve bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.
Borçlunun banka hesaplarına veya mallarına haciz konulabilir mi?
İcra takibinin kesinleşmesi veya icra edilebilir bir mahkeme kararının bulunması halinde, yasal koşullar çerçevesinde borçlunun haczedilebilir malvarlığı değerleri üzerinde işlem yapılabilir.
Borçlunun banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacakları, taşınır malları, araçları veya taşınmazları somut durumun özelliklerine göre gündeme gelebilir.
Borçlu şirketin malvarlığı yoksa ne olur?
Bu durum ticari alacak tahsilinin en önemli pratik risklerinden biridir. Alacağın mahkeme veya icra dosyasında haklı bulunması, borçlunun tahsile elverişli bir malvarlığı bulunmadığında tek başına ödeme elde edilmesini garanti etmez.
Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı alacaklarda borçlu şirketin faaliyet durumu, ticaret sicili kayıtları ve tahsil imkânı bakımından ulaşılabilen bilgiler önceden değerlendirilmelidir.
Şirketin mallarını devretmesi halinde ne yapılabilir?
Borçlunun malvarlığını azaltan veya alacaklıların tahsil imkânını etkileyen işlemleri bulunması halinde, işlemin niteliğine göre ayrıca hukuki yolların değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Bu tür durumlarda işlemlerin tarihleri, tarafları ve borçlunun mali durumu önem taşıdığından, her dosyada ayrı değerlendirme yapılması gerekir.
İhtiyati haciz talep edilebilir mi?
Kanuni şartların oluştuğu bazı para alacaklarında ihtiyati haciz talep edilmesi gündeme gelebilir.
İhtiyati haciz, alacağın ileride tahsilini güvence altına almaya yönelik geçici bir hukuki koruma niteliğindedir. Ancak her ticari alacak bakımından otomatik olarak uygulanabilecek bir yol değildir.
Alacağın niteliği, vadesi ve kanunda aranan diğer koşullar somut dosya özelinde incelenmelidir.
Ticari alacağa faiz istenebilir mi?
Sözleşme ve uygulanacak hukuki kurallar çerçevesinde ticari alacağa faiz talep edilmesi mümkün olabilir.
Uygulanacak faiz türü, oranı ve faizin hangi tarihten itibaren işletileceği; tarafların tacir olup olmadığına, sözleşmeye ve alacağın niteliğine göre belirlenmelidir.
Alacak tahsilinde ne kadar beklenmeli?
Borçlunun sürekli olarak “önümüzdeki hafta ödeme yapılacak” şeklinde erteleme taleplerinde bulunması ticari hayatta sık görülür.
Müzakereyle ödeme ihtimali varsa tarafların makul bir süre görüşmesi doğal olabilir. Ancak gecikme uzadıkça borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, varlıkların azalması veya zamanaşımı gibi hukuki riskler gündeme gelebilir.
Bu nedenle ödeme vaatlerinin belirsiz şekilde devam etmesi halinde sürecin hukuki açıdan değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Ticari alacak tahsilinde en sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yalnızca sözlü ödeme vaatlerine güvenerek uzun süre beklemek
- Yazışma ve teslim belgelerini düzenli saklamamak
- Borçlunun mali durumunu hiç değerlendirmeden masraflı sürece başlamak
- İcra takibi veya dava stratejisini belgeleri incelemeden seçmek
- Zamanaşımı ve diğer süreleri gözden kaçırmak
- Ödeme planını yeterli güvence almadan kabul etmek
Sık sorulan sorular
Fatura varsa doğrudan icra takibi yapılabilir mi?
Para alacağı bakımından icra takibi gündeme gelebilir. Ancak faturanın tek başına alacağın tüm unsurlarını ispatlayıp ispatlamadığı ve borçlunun olası itirazları ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlu şirket faturaya itiraz ettiyse alacak tahsil edilemez mi?
Faturaya veya borca itiraz edilmesi alacağın kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Uyuşmazlığın ispatı ve izlenecek hukuki yol mevcut delillere göre belirlenir.
İmzalı sözleşmem yoksa icra takibi yapabilir miyim?
İmzalı sözleşmenin bulunmaması tek başına icra takibine veya dava yoluna başvurulamayacağı anlamına gelmez. Diğer delillerin incelenmesi gerekir.
Şirket borcunu WhatsApp mesajında kabul etti. Kullanılabilir mi?
Böyle bir yazışma önemli olabilir. Ancak mesajların bütünlüğü, tarafların kimliği ve yazışmanın bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.
Borçlu şirketin hiç malı yoksa dava açmanın anlamı var mı?
Bunun cevabı alacağın tutarı, şirketin mevcut ve gelecekteki durumu, tahsil ihtimali ve hukuki maliyetler birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Tahsil edilemeyen bir ticari alacağınız mı var?
Sözleşme, fatura, cari hesap kayıtları, teslim belgeleri, banka dekontları ve taraflar arasındaki yazışmalar birlikte incelenerek alacağın hukuki durumu ve tahsil için izlenebilecek yollar değerlendirilebilir.
Dosyanın özelliklerine göre ihtar, müzakere, arabuluculuk, icra takibi, dava ve tahsil kabiliyetine ilişkin seçenekler ayrıca ele alınabilir.
İletişime geçin